Çalışmakta olduğum şirketin çok büyük bir ERP(Enterprise Resource Planning) uygulaması var. Microsoft .Net Framework 1.0 sürümünde düşünce olarak hayat geçirilip geliştirilmeye başlanmış. Milyonlarca satır koddan ve sayısız sınıftan oluşan, katmanlı monolitik mimari üstünde yürüyen, sahada on binden fazla personelin kullandığı çok etkili bir ürün. Geçtiğimiz yıl bu uygulamanın modernizasyonu kapsamında başlatılan IT4IT çalışmaları bünyesinde nesne bağımlılıklarının yönetimi için Dependency Injection mekanizmasının nimetlerinden de epeyce yararlanıldı. Doğruyu söylemek gerekirse koda yaptıkları dokunuşları hayranlıkla izledim.

Elbette başa dert olan ve sahada fark edilmesi güç bazı konular da gündeme gelmedi değil. Bunlarda birisi de bağımlı nesnelerin yaşam ömürleri ile alakalıydı. Gerçekten böylesine büyük…


Ayakta durmuş odanın camından dışarıyı izlerken yazıya nasıl bir giriş yapsam diye düşünüyordum. Baharın etkisi ile yapraklarını açmış meşenin yavaş yavaş gölgelediği caddeden İtalyan bayrağı kasklı bir motosikletli geçti aniden. Sadece birkaç metre gerisinden de onu neredeyse aynı süratle takip eden martıya binmiş bir genç. Kaldırımda bir elinde alışveriş poşeti ötekinde onu yola doğru çekiştiren haylazla birlikte yürümeye çalışan orta yaşlarında bir kadın. Hemen binanın önündeki basket sahasında da yaşları beş ile on beş arasında değişen on çocuk. Futbol oynuyorlar. Bağrışlar, çağrışlar. Çekişmeli de gidiyor ama herkesin yüzünde bir maske. …


Photo by Jayden Yoon ZK on Unsplash

Hayatımın büyük bir bölümünde Windows tabanlı sistemler üzerinde geliştirme yaptım. Halen daha öyle olduğunu söyleyebilirim. Aklı bir karış havada, egosu tavan yapmış yeni yetme geliştirici olarak görev aldığım ilk işimden tutun da şu an çalıştığım kuruma kadar hep Windows ortamları söz konusuydu. Lakin birkaç yıl önce konfor alanımın dışına yeteri kadar çıkmadığımı/çıkamadığımı fark ettim-geç de olsa. Bunun üzerine keskin bir karar alıp evdeki düşük konfigurasyonlu ve şimdi hurdalıkta olan on bir yaşındaki Dell marka bilgisayarımın üstüne Ubuntu yükledim. Artık iş dışında kalan ve kişisel gelişimim için ayırdığım zamanlarda bana oldukça yabancı olan bir ortamda çalışmak mecburiyetindeydim.

Ubuntu 18.04 yüklediğim ilk…


Altunizade’nin bahar aylarında insanı epey dinlendiren yeşil yapraklı ağaçları ile çevrelenmiş caddesinin hemen sonunda, köprüye bağlanmadan iki yüz metre kadar öncesinde dört katlı bir bina vardır. Araba ile geçerken eğer kırmızı ışığa denk gelmediyseniz pek fark edilmez ama yürürken önündeki geniş kaldırımları ile dikkat çeker. Ana cadde tarafındaki yeşillikler binanın ilk katlarını gizemli bir şekilde saklar. Binanın bulunduğu adanın etrafı cadde ve ara sokaklarla çevrilidir. Bir sokağın karşısında yeni yapılmış hastane ile metro çıkışı, ana cadde tarafında ev yapımı tatlılarının kokusu ile insanı baştan çıkaran pastane, eczane, kuaför, camii ve minik bir park bulunur. …


Photo by Museums Victoria on Unsplash

Yeni bir on yılın arifesini çoktan geçtik ve bu on yıla girmeden önce Microsoft, milenyumun başında da yaptığı üzere önemli ürünlerin altına imzasını attı. Açık kaynak dünyasına hızlı bir girişten sonra yıllardır süregelen Mono projesi daha da anlam kazandı. Artık Silverlight, Windows Phone, Web Forms, .Net Remoting gibi kavramlardan neredeyse hiç söz etmiyoruz. Üstelik bazıları yıllar önce rafa kalktı. Rafa kalkanların, eskiyenlerin bıraktığı tecrübe yeni nesil ürünlerin başarısını artırdı. Unity ile platform bağımsız oyunlar, Xamarin ile macOS ve linux ayırt etmeksizin çalışan kodlar vs derken .Net Core hayatımıza girerek büyük sükse yaptı.

Dahası da var. 2017'de başlatılan ve standart haline…


Photo by Ben White on Unsplash

Yazılım geliştirme işine ciddi anlamda başladığım yeni milenyumun başlarında .Net Framework sahanın yükselen yıldızıydı. Delphi’den kopup gelen Anders’in yarattığı C# programlama dilinin gücü ve .Net Framework çatısının vadettikleri düşünülünce bu son derece doğaldı. Aradan geçen neredeyse 20 yıllık süre zarfında .Net Framework’te evrimleşti ve sürekli güncellendi. Versiyon 2.0 ile gelen generic tipler, 3.0'la birlikte SQL yazar gibi sorgulanabilir nesneler(LINQ-Language INtegrated Query), sonrasında karşımıza çıkan WCF(Windows Communication Foundation), WF(Workflow Foundation), Entity Framework vs derken Microsoft’un açık kaynak dünyasına girişi, benimsediği platform bağımsız stratejiler(Miguel De Icaza’nın Mono’suna da saygı duyalım), Linux, MacOS gibi bir zamanların ciddi rakipleri ile el sıkışarak hamle yapması…


Photo by Joel Drzycimski on Unsplash

Star Wars’ın figür kabul edilen gemilerinden birisi imparatorluk güçlerinin Tie Fighter’ıdır. Lord Vader ile özdeşlemiş olan bu figürün kulak tırmalayan ama rahatsız etmeyen sesinin Almanların İkinci Dünya savaşındaki hafif bombardıman uçaklarından birisi olan Junkers Ju-87 Stuka’dan (Sturzkampfflugzeug) geldiği bile söylenir.

Aslında ses tasarımcısı Ben Burtt bu efekti oluşturmak için bir filin başka bir file seslenirken çıkardığı bağrış ile ıslak kaldırımda giden araba seslerini birleştirmiştir. Lakin Tie kelimesi okunurken genellikle Tay veya Taiy diye okunur. Belki de okunmaz :P Benzer sesdeşlik Tie ile Tye arasında da vardır. Ancak Tye esasında Microsoft’un deneysel bir çalışmasıdır.

Github’un şuradaki reposunda açık kaynak olarak yayınlanan…


Gün ağarmasına bir saatten az kalmıştı. Yeraltına inmek için en uygun aralık bu vakitlerdi. Devriye atan nöbetçiler uzun gecenin yorgunluğunu üzerlerinde taşırken çok daha dikkatsiz oluyordu. Karanlık sokaklardaki hareketli gölgeleri fark etme ihtimalleri epeyce azdı. En azından Nejat böyle olmasını ümit ediyordu. Ehemmiyeti elden bırakmadan sakin ama sık adımlarla yıkık harabelerin arasından çömelerek yürümeye devam etti. Geçen ay boyunca birkaç kez Ragıp’ın bahsettiği bu giriş yerine farklı yollardan ulaşmaya çalışmış ama bir türlü başaramamıştı. Bu kez farklı bir güzergahı deniyordu.

Uzun zaman önce 2195 yılında Nisan’la ile kez buluştuğu pastanenin hemen altında onu doğrudan Ragıp’ın bahsettiği geçite götürebilecek az hasarlı…


Photo by Sam Wheeler on Unsplash

Efendim, kendi özümü aradığım şu günlerde en büyük uğraşım hikaye yazmak. Aslında bu konuda size dürüst olmaya çalışacağım. Henüz yayınlayabildiğim bir eserim mevcut değil. Fakat çok yoğun çalıştığımı içtenlikle belirtmek isterim. Hatta size geçtiğimiz gün bu insanüstü gayret gerektiren çalışmamla ilgili olarak yaşadıklarımı anlatmak için de sabırsızlanıyorum. Hoş, az önceki cümlemde lafı biraz fazla uzatmış olabilirim de ama okuduğum onlarca kitabın yazarları arasında en çok değer verdiklerimden birisi olan Mehmet Sadi Beylerin de buyurduğu üzere, ustalıkla uzun ve bir o kadar da anlamlı cümleler kurabilen insanların ender şahsiyetler olduğunun altını çizmek istedim sadece. Efendim arzu ederseniz ben artık başımdan geçenleri…


Photo by Hoan Vo on Unsplash

TL;DR, Yakın zamanda katılacağım ancak Corona Virüs salgını sebebiyle ötelenen bir Üniversite ektiğinliğinde, çoğunluğu bilgisayar ve yazılım olmak üzere farklı mühendislik branşlarından oluşan genç ve hevesli zihinlere “Bugün Yarınların için Ne Yapacaksın?” isimli mesleki gelişim ve kariyer temalı bir sunum gerçekleştirecektim. Okuyacağınız yazı bu sunuma hazırlanırken kullandığım metni içermektedir. Teknolojideki gelişmeleri çeşitli dönemlerde ele alıp güncel istatistiklerle harmanlayıp gençlere ve daha da önemlisi kendime tavsiyelerde bulunduğum bir yazıdır.

Burak Selim Şenyurt

Matematik Mühendisi, MBAci, eski MVP, blogger (buraksenyurt.com). Öğrenmeye aç, çalışılması zor, detaycı, huysuz, ihtiyar ve turuncu sakallı bir C# sevdalısı.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store